BEN DEREYİM,…

Kayboldum, yolumu arıyorum,…

Ben bir dereyim; ben bir suyum; yaşamın kendisiyim. Ben bir kanal değilim; beton hiç değilim. Ruhu,  sesi, kokusu, tadı, rengi, havası olan bir omurgaya giydirilmiş yaşayan bir sistemim. Ben habitatlarımla bir sistemim; suyum toprakla öpüşür, kıyılarımda yaşamları barındırırım. Kanal değilim!, Yağış suları, yer üstü yer altı kaynak suları bende birikir; benim cazibemde yol alır. Düzlüklerimde yayılır ovaya can olurum. Nadiren tek kollu ama genelde çok kolluyum; aynı bir ağaç gibi; kollarım gövdeden çıkan dallar gibidir. Köklerim  yer altı suyudur. Akar ve kuru dallarımla ana toplayıcıda birleşir;  düşük kota yol alır, bizi bekleyen en düşük kotta göl oluruz, denizlere açılır okyanus oluruz.

Ben bir dereyim sadece su değilim, kıyılarımda zengin çeşitlilikte habitatlarımla varım,. bazen kıraç görünürüm, bazen de kayaç.  Jeoloji, toprak ve iklimle şekil alır, çeşitlenir, zenginleşirim, Bu zenginlikle kendine has habitatları oluştururum. Benden çok çeşitli şekillerde faydalanırsınız. Ben sadece dere değil, dere ötesinde yaşam sistemiyim. Beni ben yapan tepeler ve su ayırım çizgisi dediğiniz hattıbaladan suyu bana getiren yamaçlarımdır. Ben bir dereyim, suyumu bu yamaçlardan bana temiz şekilde filtre ederek getiren toprak ve bitkilerle; su kıyısında yıllarca oluşturduğum alüvyonel taşkın alanlarım, tamponlarım (buffer), sucul yaşamlarımla (riparian zonlarıyla)) dereyim. Ben bir dereyim su kıyılarındaki yaşamlarımla varım. Yuva olurum börtü böceğe, kuşa, kurda, kuzuya, ayıya, kaplumbağa vd. nicelerine. Besin olurum floraya, faunaya, hatta insana, can olurum her canlıya. Ben dere formunda suyum; ben bir döngüyüm, yaşamı sağlayan su döngüsüyüm. Döngüyüm, topladığım suyu yine yaşama yani sizlere servis ederim,…toprağı besler, bitkileri beslerim; onların evopotransprasyonu ile yani terlemesiyle, buharlaşarak yükselir, atmosferde bulut olurum, artan her terleme ve buharlaşmayla yoğunlaşır yağış olur yeniden yere iner yerküreye yaşam olurum,…Ben yaşayan enerjiyim. En büyük yardımcım iklimdir. Sıcak beni şekillendirir; aramızda yüzyıllardır gelişen bir denge-düzen vardır. Bu bir kereye mahsus da değildir. Daima, her zaman her yerde bu şekilde işlerim.

Bir makina gibiyimdir; yüzyıllar içinde hatta binlerce yıl içinde jeomorfoloji ile oluşan bir makinayım. Su ayırım çizgisinin belirlediği tepe hattı, yamaçlarla birlikte şekil aldığım, vadi tabanlarındaki kıyılarımdaki sucul yaşamlarla işleyen sistemim vardır. Buna havza denir, ben havzam ile bütünüm.  Evet, ben kendini uzun süreçte oluşturmuş, yüzeyin morfolojisi, iklim ve habitatlarıyla çalışan doğal sistemin sonucuyum. Doğal fiziğim ve mekaniğim vardır. Havzamla işlerim. Bütünüm havzadır. Membadan mansaba akışın yönünü şekillendiren yamaçlarımla üst kotlardan alt kotlara doğru yer altı/yer üstü sularını toplayan kollarımdan ana toplayıcıma taşıyan ve mansapta tek çıkışla deniz, göl okyanusa ulaşana kadar geniş bir yüzeyler toplamıyım. Su ekosisteminin omurgasıyım.  Sadece suyu toplamam yeterli değil, aynı zamanda suyun temiz gelmesini sağlarım. Ben bir sistemim, Beni temizleyen toprak ve şekillendiği floramdır, sucul yaşamımdır. Sizler benden temiz su, temiz hava, sağlıklı gıda olarak yararlanırsınız; oluşturduğum doğal kumsallarda suya girer, biriktiğim yerde su sporları yaparak eğlenirsiniz.  Aynı zamanda da estetiğimdir. Görselliğimle şairlere, ressamlara konu olurum ve sayamayacağım daha nice faydalarım olur sizlere,…

Doğanın fiziği gereği, arazilerin en düşük kotlarındaki yüzeylerde toplanırım. Bu alanlar insanların yerleşimi ve kentsel aktif rekreasyon alanları için uygun değildir.  Bu alanlar alüvyoneldir; heyelana müsait alanlardır. Sadece sucul yaşamların aktif yaşam alanlarıdır. Onlara ait doğal mekanlardır. İnsanlar için pasif alanlardır; bu alanlar insanlar için zararlıdır; Bu alanlar en küçük yağışta suyu biriktirdiğim, çamurlaştığım, taştığım aynı zamanda havanın çöktüğü bölgelerdir. Bu alanlar sizler için sağlıksız ortamlardır. Fakat, bu alanlar aynı zamanda bir kent için çevre sağlığını dengeleyen, iyileştiren havanın ve suyun hareket ettiği fiziki koridorlardır.  Evet, ben bir sistemim; havza ölçeğinde çalışan doğal bir makineyimdir.

Biliyorum ki benim doğal işleyişimin fiziki yapısını görmek istemiyorsunuz. Kendi hatanızı görmek yerine iklim değişimini günah keçisi yaptınız. Bunu aldığınız hatalı arazi kararlarınız nedeniyle hastalanan hatta kaybettiğim varlığımdan anlıyorum. Biyoma entegre bütüncül su hukukunuzun, yönetiminizin ve her şeyden önce planlama bilincinizin olmadığını görüyorum.  Doğal morfolojime aykırı her hatalı arazi kullanım kararı ve uygulamasının yarattığı tahribat size sel, taşkın, hava kirliliği, sıvılaşmamla sarsıntılarda yıkım olarak yansıyor.  Doğal olmayan her değişim beraberinde epigenetiğinizin değişmesine de neden olmaktadır. En büyük tehlikede kuraklık ve açlık olacak. Su olmayınca yaşam bulamayan fauna, flora kaybolacak. Onlara su ulaştıramıyorum, kollarıma ulaşan su da temiz ulaşmıyor; doğal filtre ortamını kaldırdınız; kıyılarımdaki yaşamları önemsemediniz; toprakla buluşamıyorum; toprakla olan yer altı/üstü sularımla olan bağımı kestiniz ve biyoçeşitliliğinizi de tehlikeye soktunuz. Öncelikle yaşamdan böcekler, kuşlar vd. canlılar çekiliyor; ve gittikçe çölleşiyorsunuz.  Beni betonlara hapsettiniz. Kayalar bile beton kadar acımasız değildi. Şimdi, en düşük kotlara kirli hava çöküyor, suyum kirli, kokuyor; siyah renge büründüm, oksijensiz kaldım, hastayım. Ve size de siz nedeniyle hastalık saçıyorum. Su akış yollarım hatalı arazi kullanım kararlarınızla kapandığı için şehirlerinizin hatta kırsal alanlarınızda bile yollarınızda, meydanlarda, parklarınızda, bina temellerinde birikiyor yaşamınızı olumsuz etkiliyorum

Ben bir dereyim, kayboldum, yolumu arıyorum. Şu ana kadar Size sadece sulu halimi anlattım. Beni bazen de kuru görürsünüz. Ama su yatağım bellidir Yatağımın suyu bazen sadece yağışlı mevsimlerde görünür sonra kaybolur; bazen de uzun yıllar sonra görünürüm. Ben de diğer akar kollar gibi ana gövdeye bağlıyımdır, görünmesem de varımdır. Havzamın iklimle olan ilişkisine bağımlıyımdır.  Bu demek değildir ki, ben dere değilim. Ben sizin emniyet sibobunuzum.  Genel işleyiş prensibim dere sisteminin ayrılmaz parçasıyım ve  havza sisteminin bileşenlerindenim. Kuru dere olarak bütüncül sistemde, havzalar arası ilişkiyle görünür, algılanırım.  Her dere havzası kendine has özelliği ile biriciktir, birbirine benzemez.

Sizler beni yerleşimlerinizin doğaya aykırı parçacıl karar ve uygulamalarıyla yok ettiniz. Doğal formumu, yatağımı, yamaçlarımı, eğimimi, habitatlarımı kaybettim, yaşamla yani sizlerle olan bağım yok edildi, adına kentleşme dediniz, modern çağ dediniz. Ve şimdi bir de beni “YAŞAM VADİSİ” adıyla projelendirdiniz, yaşam vadisi olarak beni topluluğunuza servis ettiniz. Ben orada yaşamıyorum, beni oluşturan bileşenlerim yok; ben o yaşam vadisinde yokum.   Sadece kentsel baskılarınızla betona tutsak ettiniz; ne kollarım bana ne ben onlara ulaşamıyorum. Toprağım yok, habitatlarım yok oldu,.. Hapsettiniz beni. İmkansızı başardınız.

Antroposen çağınızın gereği, doğayı doğanın fiziğini, mekaniğini okumak; üretiminizde sürdürülebilir ekonomi için, arazi kullanım kararlarınızı yaşam odaklı olarak doğanın fiziği üzerine kurgulamanızdır. Doğanın fiziğini, mekaniğini doğru okuduğunuzda size sağlıklı, güvenli sürdürülebilir yerleşimi nasıl düzenlemeniz gerektiğini anlattığını fark edeceksiniz. Evet havza bazlı dereleri bir sistem olarak göremediğiniz ve okuyamadığınız için yaşam ortamlarınızı kaybediyor, sağlıksızlaşıyorsunuz, çölleşiyorsunuz; kendi yaratımınızla ekoloji-ekonomi sürdürülebilirliğinizi tehlikeye sokuyorsunuz; yok oluşunuzu yaratıyorsunuz.

Ben havzasıyla yaşayan bir sistemim. Dere olarak düşündüğünüzün çok ötesindeyim.

Ben dere formunda yaşamınızın kendisiyim, suyum. Beni görmeniz, düşünmeniz anlamanız ve özgürleştirmeniz dileğimle,

Ben Biyomdan Dere,…#ben_dereyim #düşündüğünüzünçokötesinde #dereyim #dere #nehir #ova #su #kuraklık #sel

Kaynaklar

Dinç, H. ve Bölen, F., (2014) İstanbul -İçme Suyu Havza Alanı Dışında Kalan Derelerin Fiziki Yapısı, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama, 24(2), pp. 107-120, doi: 10.5505/planlama. 2014.97269, 2015.

Dinç, H. (2015) “İstanbul Derelerinin Fiziki Değişimi ve Arazi Kullanım İlişkisi”, Doktora Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Ens. İstanbul, Türkiye. https://polen.itu.edu.tr/xmlui/handle/11527/16620.

Dinç, H. (2019) “Arazi Kullanım Kararlarının Dere Sistemleri Üzerinde Fiziki Etkisinin Analizi ve Kentsel Yaşama Yansıması -İstanbul’da su baskını, sel ve taşkın risk değerlendirmesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama Dergisi, Planlama, 2019; 29(2);147-170, doi:10.14744/planlama.2019.05706

“The Analyses of the Physical Effect of Land Use Decisions on Stream Systems and its Reflection on Urban Life: The Risk Evaluation of Flood and Overflow in Istanbul”

Leave a comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.