
Ben bir dereyim, ben suyum, yaşamın kendisiyim. Ben bir kanal değilim; beton hiç değilim. Ruhu, sesi, kokusu, tadı, rengi, havası olan bir omurgaya giydrilmiş yaşayan bir sistemim.
Ben habitatlarımla bir sistemim; suyum toprakla, öpüşür, kıyılarımda yaşamlar vardır. Kanal değilim. Yağış suları ve yer üstü yer altı kaynak suları bende birikir; benim cazibemde yol alır, nadiren tek kol ama genelde çok kolluyum; aynı bir ağaç gibi; kollarım gövdeden çıkan dallar gibidir,.. köklerim de yer altı suyudur,.. akar ve kuru dallarımla ana toplayıcıda birleşir; düşük kota yol alır, bizi bekleyen en düşük kotta göl oluruz, denizlere açılır okyanus oluruz.
Ben bir dereyim sadece su değilim, kıyılarımda zengin çeşitlilikte habitatlarımla varım,. bazen kıraç görünür, bazen de kayaç, jeoloji, toprak ve iklimle şekil alır, çeşitlenir, zenginleşirim, bu zenginlikle kendine has habitatları oluştururum; Benden çok çeşitli şekillerde faydalanırsınız. Ben sadece dere değil, dere ötesinde yaşam sistemiyim. Beni ben yapan tepeler ve su ayırım çizgisi dediğiniz hattıbaladan suyu bana getiren yamaçlarımdır. Ben bir dereyim, suyumu bu yamaçlardan bana temiz şekilde filtre ederek getiren toprak ve bitkilerle; su kıyısında yıllarca oluşturduğum taşkın alanlarım, tamponlarım (buffer), sucul yaşamlarımla (riparian zonlarıyla)) dereyim.
Ben bir dereyim; su kıyılarındaki yaşamlarımla varım. Yuva olurum börtü böceğe, kuşa, kurda, kuzuya, ayıya, kaplumbağa vd. nicelerine. Besin olurum floraya, faunaya, hatta insana, can olurum her canlıya.
Ben dere formunda suyum; ben bir döngüyüm, yaşamı sağlayan su döngüsüyüm. Döngüyüm, topladığım suyu yine yaşama yani sizlere servis ederim,…toprağı besler, bitkileri beslerim; onların evopotransprasyonu ile yani terlemesiyle, buharlaşarak yükselir, atmosferde bulut olurum, artan her terleme ve buharlaşmayla yoğunlaşır yağış olur yeniden yere iner yerküreye yaşam olurum,…
Ben yaşayan enerjiyim. En büyük yardımcım iklimdir. Sıcak beni şekillendirir; aramızda yüzyıllardır gelişen bir denge-düzen vardır. Bu bir kereye mahsus da değildir. Daima, her zaman her yerde bu şekilde işlerim.
Bir makina gibiyimdir; yüzyıllar içinde hatta binlerce yıl içinde jeomorfoloji ile oluşan bir makinayım, tepe hattı, yamaçlarla birlikte şekil aldığım, kıyılarımda sucul yaşamların oluştuğu işleyen sistemim vardır. Buna havza denir, ben havzam ile bütünüm. Evet, ben kendini uzun süreçte oluşturmuş, yüzeyin morfolojisi, iklim ve habitatlarıyla çalışan doğal sistemin sonucuyum. Doğal fiziğim ve mekaniğim vardır. Havzamla işlerim. Bütünüm havzadır.
Membadan mansaba akışın yönünü şekillendiren yamaçlarımla üst kotlardan alt kotlara doğru yer altı/yer üstü sularını toplayan kollarımdan ana toplayıcıma taşıyan ve mansapta tek çıkışla deniz, göl okyanusa ulaşana kadar geniş bir yüzeyler toplamıyım. Su ekosisteminin omurgasıyım. Sadece suyu toplamam yeterli değil, suyun temiz gelmesiyle bütünüm. Ben bir sistemim, Beni temizleyen floramdır, sucul yaşamımdır; siz canlılar benden temiz su, temiz hava, sağlıklı gıda olarak yararlanırsınız; oluşturduğum doğal kumsallarda suya girer, su sporları yaparak eğlenirsiniz. Aynı zamanda da estetiğimdir. Görselliğimle şairlere, ressamlara konu olurum ve sayamayacağım daha nice faydalarım olur sizlere,..
Doğa fiziğim gereği, arazilerin en düşük kotlarındaki yüzeylerde toplanırım. Bu alanlar insanların yerleşimi, kentsel aktif rekreasyonu için uygun değildir. Bu alanlar sucul yaşamların aktif yaşam alanlarıdır. Onlara ait doğal mekanlardır. İnsanlar için pasif alanlardır; bu alanlar insanlar için zararlıdır; en küçük yağışta suyu biriktirdiğim, taşırdığım aynı zamanda havanın çöktüğü alanlardır. Bu ortamlar sizler için sağlıksız ortamlardır. Fakat, bir kent için ise çevre sağlığını dengeleyen, iyileştiren havanın ve suyun hareket ettiği fiziki koridorlardır. Evet, ben bir sistemim; havza ölçeğinde çalışan doğal bir makineyimdir.
Biliyorum ki, antroposen çağınızda benim işleyişimi görmek istemiyorsunuz. Kendi hatanızı görmek yerine iklim değişimini günah keçisi yaptınız. Bunu alınan hatalı arazi kararlarınızdan hastalanan hatta kaybettiğim varlığımdan anlıyorum. Biyoma entegre bütüncül su hukukunuzun, yönetiminizin ve her şeyden önce planlama bilincinizin olmadığını görüyorum. Doğal morfolojime aykırı her hatalı arazi kullanım kararı ve uygulamasının yarattığı tahribat size sel, taşkın, hava kirliliği olarak yansıdı. Doğal olmayan her değişim beraberinde epigenetiğinizin değişmesine neden olmaktadır. En büyük tehlike de kuraklık ve açlık olacak. Su olmayınca yaşam bulamayan fauna, flora kaybolacak. Onlara su ulaştıramıyorum, kollarıma ulaşan su da temiz ulaşmıyor; doğal filtre ortamını kaldırdınız önemsemediniz kıyılarımdaki yaşamları ve toprakla buluşamıyorum; toprakla, yer altı/üstü sularımla olan bağımı kestiniz ve biyoçeşitliliğinizi tehlikeye soktunuz. Yaşamdan önce böcekler, kuşlar vd. canlılar çekildi; gittikçe çölleşiyorsunuz. Beni betonlara hapsettiniz. Kayalar bile beton kadar acımasız değildi. Şimdi en düşük kotlara kirli hava çöküyor, suyum kirli, kokuyor; siyah renge büründüm, oksijensiz kaldım, hastayım. Ve size de siz nedeniyle hastalık saçıyorum. Yüzeylerden ve yüzey altlarından bana ulaşması gereken suların yolları hatalı arazi kullanım kararlarınızla kapandığı için şehirlerinizin hatta kırsal alanlarınızda bile yollarınızda, meydan, parklarınızda bina temellerinde birikiyor yaşamınızı olumsuz etkiliyorum.
Ben bir dereyim, kayboldum, yolumu arıyorum. Size sadece sulu halimi anlattım. Bazen de kuru görürsünüz beni. Ama yatağım bellidir bazen sadece yağışlı mevsimlerde görünür sonra kaybolurum; bazen de uzun yıllar sonra görünürüm ve diğer akar kollar gibi ben de ana gövdeye bağlanırım, görünmesem de varımdır. Havzamın iklimle olan ilişkisine bağımlıyımdır. Bu demek değildir ki, ben dere değilim. Ben sizin emniyet sibobunuzum. Ve genel işleyiş prensibim dere sisteminin ayrılmaz parçası olarak havza bazlıdır. Bütüncül sistemim, havzalar arası ilişkiyle görünür, algılanırım. Her havzanın özelliği biriciktir, birbirine benzemez.
Sizler beni yerleşimlerinizin doğaya aykırı parçacıl karar ve uygulamalarıyla yok ettiniz. Doğal formumu, yatağımı, yamaçlarımı, eğimimi, habitatlarımı kaybettim, yaşamla yani sizlerle olan bağım yok edildi, adına kentleşme dediniz, modern çağ dediniz. Ve şimdi bir de beni “YAŞAM VADİSİ” adıyla projelendirdiniz, yaşam vadisi olarak beni topluluğunuza servis ettiniz. Ben orada yaşamıyorum, beni oluşturan bileşenlerim yok; ben o yaşam vadisinde yokum. Sadece kentsel baskılarınızla betona tutsak ettiniz; ne kollarım bana, ne ben onlara ulaşamıyorum. Toprağım yok, habitatlarım yok oldu,.. Hapsettiniz beni. İmkansızı başardınız.
Antroposen çağınızın gereği, doğayı doğanın fiziğini, mekaniğini okumak; üretiminizde sürdürülebilir ekonomi için, arazi kullanım kararlarınızı yaşam odaklı olarak doğanın fiziği üzerine kurgulamanızdır. Doğanın fiziğini, mekaniğini doğru okuduğunuzda size sağlıklı, güvenli sürdürülebilir yerleşimi nasıl düzenlemeniz gerektiğini anlattığını fark edeceksiniz. Evet havza bazlı dereleri bir sistem olarak göremediğiniz ve okuyamadığınız için yaşam ortamlarınızı kaybediyor, sağlıksızlaşıyorsunuz, çölleşiyorsunuz; kendi yaratımınızla ekoloji-ekonomi sürdürülebilirliğinizi tehlikeye sokuyorsunuz; yok oluşunuzu yaratıyorsunuz.
Ben havzasıyla yaşayan bir sistemim. Dere olarak düşündüğünüzün çok ötesindeyim.
Ben dere formunda yaşamınızın kendisiyim, suyum. Beni görmeniz, düşünmeniz anlamanız ve özgürleştirmeniz dileğimle,
Biyomdan Ben Dere,…